Üyelik Girişi
KATEGORİLER

Avlanma Boyları

Soğuktan Korkmayalım

Soğuktan Korkmayalım

Kış aylarında, deniz özellikle çok farklı, çekici ve vahşi bir güzelliğe bürünür. Kıyılar tenhalaşır, görüş açılır, denizin sakinleri, güven duygusu içinde daha cüretkar davranır. Bu denli güzel ve verimli bir ortamı, içinde olamadan kaçırmak büyük kayıptır.

Malzemelerimizi kış başında depoya kaldırıp, kışın güzel günlerini sıkıntı ve özlem ile kapalı yerlerde geçirmek büyük kayıptır.

Soğukta da denizde olabilmek ve avlanabilmek için neler yapabileceğimiz hakkında bir kaç öneri sunmak istiyorum.

Soğukla mücadele edebilmenin iki altın kuralı vardır;

- İyi ve doğru malzeme kullanmak

- Doğru beslenmek

Konuyu iyi anlayabilmek için, vücudumuz ve soğuk ortam arasında olup bitenlere göz atalım.

Soğukla karşılaşan organizmamız, sağlıklı çalışabilmek için ihtiyaç duyduğu 37 derece iç ısısını koruyacak refleks tepkiler verir. Kaslarımız ısı üretmek için istem dışı ritmik kasılmalarla titrememize neden olur, kalori tüketimi artar. Damar çeperleri daralır. Periferal vazokonstriksyon olarak adlandırdığımız bu tepkinin nedeni, kan dolaşımını eller ayaklar ve deri gibi uç ve yüzeysel bölgelerden, beyin kalp ve ciğerler yani asil organlar olarak adlandırdığımız bölgelere kaydırmaktır. Bu refleks sonucu uç noktalarda ve deri yüzeyinde soğuma ve dolayısı ile üşüme başlar. Damar iç hacminin küçülmesi sonucu kan basıncının artmaması için, organizmamız bir miktar sıvı boşaltır. İdrar yolu ile dışarı atılan sıvı 3 saatlik bir av boyunca 2 litreleri bulabilir.

Kardiovasküler sistemdeki değişimler, kalp ve nefes alıp verme ritminde artışlara ve bu artışlar, 13 derece su soğukluğunda, standart apnea sürenizde, % 30 lara varan kısalmalara neden olur.

Aynı şartlar altında, ortaya çıkan tepkiler, kişiden kişiye değişir.

Yapısal farklılıklar önemlidir, örneğin, derimizin toplam yüzeyi ne kadar büyük ise soğuğa direncimiz o denli azalır. Kilo ve boy oranı normal olan uzun boylu bir insan, aynı orana sahip daha minyon bir insandan çabuk üşür, aynı şekilde, çocuklar ve gençler, yaşlı olanlara göre soğuğa karşı duyarlıdırlar.

Uzun süreli apneaların, sonucunda oluşan hiperkapnia ve hipoksia, kasların refleks ısı üretimlerinde azalmalara neden olur. Oksijen düzeyindeki azalmadan çok, karbon dioksit oranındaki artış, eğer bilinçli bir nefes alıp verme ritmi tutturamazsanız, nefes nefese kalmanıza ve farkında olmadan hipervantilasyon yapmanıza neden olur. Bu kısır döngüye girerseniz, apnea süreleriniz kısalır, ritminiz artar sonunda dinlenmek için uzun bir süre ava ara vermeniz gerekir.

Deneyimsiz olmak, kendi limitleri konusunda bilgili veya dürüst olmamak, fizik kondisyon eksikliği, yorgunluk, uzun süre suya girmemiş olmak, soğukla mücadeleyi kötü yönde etkileyen ikincil parametrelerdir

Kaliteli ve doğru malzeme kullanmak

Birinci kural kaliteli ve doğru malzeme kullanmaktır. Konumuz ısı olduğuna göre doğru malzemeden anlayacağımız, ortam ısısına göre, organizmamızı mümkün olduğu kadar uzun süre işlevini görebilecek ısıda tutabilecek malzemedir. Isı izolasyonu, bir kaç değişkene bağlıdır. Öncelikle elbisenin imal edildiği neoprenin özellikleri ve elbisenin iç ve dış yapısı, izolasyonu doğrudan etkiler. İkinci sırada, elbise ile tenimiz arasında kalan suyun, ne derece hareketli olduğu ve ne kadar sürede tazelendiği vardır. Sualtı avcılığı ve serbest dalış için kullanılacak elbiseler, bu standartlara göre üretilirler.

Neopren malzeme, imalatçı firmanın teknik verileri ile tanınır, bu veriler, neopren kalitesi, kalınlık, yüzey kaplaması gibi bilgileri içerir ve kullanıcıyı yakından ilgilendirmelidir. Doğru malzeme seçildikten sonra sıra bedeninize uygun ölçüde elbise bulmaya gelir. Prensip olarak, elbisenin, vücudunuza ikinci bir deri gibi oturması gerekiyor. Bunun anlamı, sıkıntı verecek kadar dar olmaması, ancak özellikle dirsek ve diz içlerinde katlanmalara neden olmayacak kadar uymasıdır. İyi ve deneyimli markaların standart ölçüdeki elbiseleri, neoprenin de esnekliği gözönüne alınırsa çoğunlukla uygun bir beden bulmaya imkan verir. İşi daha da ileri götürmek istiyorsanız, en doğrusu ölçülerinize göre üretilecek elbise kullanmaktır, böyle bir imkanınız varsa neoprenin kalitesi üzerinde durun. Sualtı avcılığı için kullanacağınız elbisenin fermuarsız ve başlıklı olması gerektiğini unutmayın.

İç tarafı açık hücreli çıplak neopren olan elbiseler, teninize vakum oluşturacak kadar yapışırlar. Nerede ise hiç su girmeyecek kadar konforlu bir temas oluşturdukları için, vücudunuzla elbise arasında su dolaşımı olmaz. Üşümeye neden olabilecek su tazelenmesi de olmayacağı için, açık hücre neopren elbiseler giyilmelerine özen göstermek gerektiği dışında, sualtı avcılığı için en doğru malzemedir. Malzeme seçiminde aynı titizliği, eldiven ve çoraplarınıza da gösterin.

Giyim malzemelerinin zayıf noktaları tabi ki birleşim yerleri ve dikişlerdir, zaman içinde kullanım şekline göre, açılmalar olur. Bunların görüldüğü zaman ihmal etmeden tamiratını yapmanız gerekiyor. Küçük bir delikten sürekli girecek taze soğuk su, üşümenize yeter.

Doğru beslenmek

Soğuk ortamla karşılaştığı zaman, iç ısısını koruyabilmek için organizmamız mücadele eder. Bu mücadelede ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayabilmek için, standart rejimin üzerinde beslenmemiz, kısaca kalori yutmamız gerekiyor.

Sağlıklı yaşantı için iyi ve doğru beslenmek gerekir. İyi bir sualtı avcısı olabilmek için de aynı kural biraz farkla da olsa geçerlidir. Av süresince, özellikle soğuk ortamda, enerji tüketimi büyük boyutlarda olur Bu enerji, ihtiyaç anında rezervlerden kullanılacağına göre önceden alacağımız tedbirlerle karaciğerde, yavaş veya hızlı dönüşen glükojenler formunda depolanması gerekir. Dalıştan 3 saat önce, pilav, makarna veya ekmek gibi karbonhidrat ağırlıklı beslenmemiz ağır dönüşümlü glükojenlerin rezerve edilerek uzun süreli enerji ihtiyacını karşılamaları sağlanır. Aynı şekilde, enerji ihtiyacının avlanma süresince periyodik olarak giderilmesinde de fayda vardır. Bu ihtiyaç, hızlı dönüşen glükojenlerle sağlanır. En doğrusu, sıcak şekerli içeceklerdir, doğal meyva suları, suda eritilmiş bal gibi sıvıları en az saatte bir almak gerekir. Et tüketmekten kaçının, laktik asit üretimini arttırır, bu da krampları tetikler. Her iniş çıkışta tersyüz olan midenizi düşünerek, dalış öncesinde gazlı içecekler ve baharatlı yiyeceklerden uzak durun.

Sıvı kaybı, diğer bir hendikaptır ve avlanma süresince oldukça ciddi boyutlara varır. En çok kayıp böbreklerimiz ile olur.

Nefes alıp vermenin ağızdan yapılması sonucu, ısınmaya vakit bulamayan soğuk havanın ciğerlere girişi ile yoğunlaşan nem, nefes verirken dışarı atılır. Bu yoldan da bir miktar sıvı kaybı oluşur. Önemli olan su içme ihtiyacı oluşmadan bir miktar rezerv yapmaktır. Ava başlamadan önce, bol su için ve av sırasında, susamamış iseniz dahi belirli aralıklarla bir kaç yudum alın.

Alkol ve tütün tüketiminin zararlarını biliyoruz, ancak nefesli dalışta, zararın boyutları daha farklıdır. Öncelikle, nikotin ve bileşenleri, kanın oksijen taşıma kapasitesini ciddi boyutlarda azaltırlar.

Uzun süreli sigara kullanımı sonucu, bronş çeperleri ve özellikle alveol yüzeylerinin geçirgenliği azalır. Organizmamızın savunma mekanizması, bu birikimleri dışarı atabilmek için gerekli tepkiyi verir. Ancak, tüketim çokluğu ve süresine göre bu mücadelede yenik düştüğü takdirde, efor sarfetme durumunda, ihtiyaç duyulan gaz alış veriş debisi yeterince sağlanamayacaktır. Gaz alışverişi bu yüzeyin geçirgenliği ile doğrudan ilgilidir. Ciğerler ne kadar sık ve derin doldurulsa dahi, ihtiyaç duyulan oksijen, gerektiği kadar kana geçemez. Çok sigara tüketen insanların, fizik efor sonucu kısa sürede nefessiz kalmalarının bir nedeni de budur. Alkol tüketimi ise alındığından 24 saat sonrasına kadar, nefes alıp verme ritminde, kısalmaya dönük bozukluklara neden olur.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı;

Dalıştan en az 3 saat önce yemeğinizi bitirin

Dalış öncesi ve süresince bol sıvı alın

Dalıştan sonraki 3 saat içinde en az 2 litre sıvı alın

Baharatlı yiyecekler ve gazlı içeceklerden uzak durun

Alkol ile dalışınız arasına en az 24 saat zaman koyun.

Av öncesi ve sonrası

Soğuktan korunmak için yapılması gerekenler, avdan önce suyun dışında başlar, avdan sonra da devam eder. Henüz suya girmeden vücudunuz ısı kaybetmeye başlamıştır bile. Giyindikten sonra, av yerine varış için özellikle, teknede yol almak elbisenin dışını soğutur, teniniz ile arasında hiç hava olmadığı için, soğuğu hissedersiniz. Suya girene kadar elbisenin üzerine, yağmurluk, neopren sweatshirt gibi rüzgar geçirmeyen malzemeler giymek, sizi soğuktan koruyacaktır.

Elbise giyerken şampuanlı su ile ıslatılması gerekiyor. Soğuk havada ıslak elbisenin içine girmek gibi tatsız ama kaçınılmaz bir işlemi konforlu hale getirmek mümkün. 2 litrelik termos içindeki şampuanlı kaynar su, ava sıcacık başlamak için yeterlidir.

Sudan çıktıktan sonra, ıslak elbisenin rüzgara maruz kalması, yorgun ve üşümüş olan bedeninizi daha kötü etkiler, en doğrusu elbiseyi hemen çıkarıp, sıcak tutacak giysiler giymektir.Başınızı ve özellikle alın ile kulakları kesinlikle rüzgardan koruyun.

Soyunurken elbisenin üstünü çıkarıp bir miktar sıcak suyun altına girmek üşümenize engel olur. Bunun için yanınızda taşıyacağınız küçük bir bidon sıcak su yeterlidir. Bu yolla, çıkarması zaman alan, patiklerinizden ve elbisenin alt kısmından kurtulur, üşümeden kurulanarak giyinebilirsiniz.

Sonbahar ve kış ayları bizler için yılın en güzel dönemleridir. Sessizliğin, sakinliğin hakim olduğu denizle içiçe kendimizle başbaşa kalabildiğimiz, av partnerimizle, dostlarımızla çok daha fazla şey paylaşabileceğimiz bu bir kaç ayı iyi değerlendirelim.

26.11.2004

Jak Boeno

Fotoğraf Albümü

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret156663
Amatorsad Google Grubu